Lütfen bekleyiniz...

Bir Annenin Yaz Okulu ile İmtihanı

Bir Annenin Yaz Okulu ile İmtihanı

''Bir Annenin İtirafları''

6 yurt dışı eğitim acentesi gezip, onlarca web sitesi, yüzlerce fotoğraf, yok pound çıktı Euro fırladı derken Can’ın gözlerinin içine bakıp, “Canım evladıma, en iyisi olsun gerekirse bu sene tatile gitmeyiz!” deyip, poundları Nişantaşı’nda ki eli yüzü düzgün tatlı dilli bir kadıncağızın masasına saydık. O da eğitim gurusu edasıyla bitmek tükenmek bilmez 18 soru sordu. “Bu okul olacak dedi.” tamam dedik. “15 yaş tam yaşı artık 1 sene daha erteleyemezsiniz deyip ağırlığını koydu.”
Şöyle söyleyeyim 12.000 TL’ye, 4 hafta, her şey dahil, yemeli içmeli, 20 saat İngilizce eğitimli en güzel okula, 7 ay boyunca taksit ödeyecek olmanın hafifliği ile işte havaalanındayız!

Kimle karşılaştık inanılır gibi değil, orada yıkılmışım zaten burnumun direği sızlıyor, evladımla vedalaşacağım. Arkamı bir döndüm Aslı’lar! Bora’yı 5. geleneksel İngiltere yaz okuluna gönderiyorlar. Çocuk zaten yarı İngiliz olmuş, 15 yaşında bilinçli, elde pasaport, ‘Gidince Glen’e selamınızı söylerim’ falan diyor annesine. Yaz günü yağmur botu giymiş. Neden? Çünkü inince incelemiş yağmurluymuş hava. Can parmak arası terlik, şort modunda. Zaten Can ağladı ağlayacak. Hiç ayrılmadık ki! Danışman sordu; ‘Hiç ayrı kaldınız mı, sizden bağımsız kaldı mı?’ diye. Devamlı yurtiçinde ayrı programlarımız oluyor dedim, diyemedim ki hiç ayırmadım dizimden. Bağımsız programı maksimum babaannesine 1 -2 gün kalmaya gitmek diye. Demek ki, bundan sordu şu an vazgeçecek gibi bakışları boncuk boncuk oldu evladımın, her an 12.000TL havaya gidebilir yani.

Aslı ile öpüştük ‘ay ne güzel’ dedi ‘Can sen de mi gidiyorsun?’ Bizimki toparlandı hemen tanıdık görünce. Evet dedi şu okula gidiyorum Aslı hemen avladı bizi, ‘Ay çok güzel Bora da ilk oraya gitmişti.’ (11 yaşında yani düşünün) Ben anne olarak anladım ki; bizimki Bora’nın seviyesine anca lise sonda ulaşır. Bora o zaman master falan yapar herhalde :)
‘Çok soğuk oluyor üşütme’ dedi. ‘Bora sana yedek şemsiyesini versin istersen.’ Nasıl yani yedekli medekli? Biz dedi. ‘Listede yazanları çift koyuyoruz bazen’ Tamam dedim suç danışmanlık firmasının, bizim niye yok listemiz? 18 soru sordun titiz mi? Oda paylaşabilir mi? 1 dakikasını neler götürmeli diye ayırmadı. Bir kurtulayım buradan hemen arayacağım.

Neyse göz yaşı sel, kalp buruk, hemen o acıyı Nişantaşı’nı arayarak dindireyim dedim. Neyse aradım gerginim çok, dedim ki; ‘pardon gidince anladık havaalanına, insan bir liste verir. Ne götürülüyor ne yapılacak diye.’ Kadın afalladı, ‘ben size mail elinize ulaştı mı diye sordum siz tamam demiştiniz’ dedi. Evet tamam dedim, yani tam toplantıdayım tamam tamam aldım dedim. Unuttum sonra. Eyvah ben o mail için dememiştim onu, sonra demez mi ‘umarım orda yazanları koymuşsunuzdur yanına’ dedim HAYIR! Yardım edin! Sakinleştirdiler. Sorun yok. Can’ın uçağı inene kadar çarşaflar, spor ayakkabılar aldırıldı. Hoş geldin paketi oluşturuldu. İnişi karşılayan kişinin elinde Can’ın ismi yazan bir hediye kutusu yapılmış bile. Ben göz yaşlarına boğulurken, ‘Allahım, ne sorumsuz anneyim.’ diye içimi yerken anladım. Aslı’lar da hep aynı firmadan gidiyorlar, sorun bende yani! Danışmanlar, ilk mi olacak diye evet deseydiniz her ilk gidişte bu paketi yedeğe alıyoruz biz dediler :) Rahatladım. Dönüşünü 4 gözle bekledim. Havaalanından aldığımda sanki ikimiz de biraz daha olgunlaşmıştık.

Umarım bunu okuyup kusurum varsa affedersin.
Bir anne..

 

Eklenme Tarihi: 2017-12-07 13:50:54

2017-12-07 10:50:54